23 Şubat 2017 Perşembe

Hz. İsa'nın Çarmıha Gerilmesi Meselesi

Hristiyan ve Yahudi kaynakların tümü çelişkilidir. Tevrat ve İncil de çelişkiler yumağından başka bir şey değildir. Bütün Apokrif belgeler de çelişkilidir. Orada çelişki ve ihtilafın sonu yoktur. Elbette içlerinde pek çok doğrular vardır, ama oradaki tüm doğrular parçalı doğrulardır. Bir bütün olarak hakikat, yalnızca Kuran'da vardır.

Zaten böyle de olması gerekiyor.  Yalnızca vahiy ihtilaftan uzaktır. İnsanoğlunun olduğu her yerde ihtilaf vardır. Mesela Hz. Peygamber (sa) vefat ettiğinde Hz. Ömer "O ölmemiştir, kim öldü derse onun boynunu vururum" diye söylemiştir. Şimdi önünde cesedi duran Peygamber ölmüş müdür ölmemiş midir? Bu kadar net bir konuda bile ihtilaf varken...

Halbuki İsa'nın olayı çok daha karışıktır. İsa'nın çarmıh meselesini düşünün. Havarilerin bir kısmı İsa'nın tutuklanarak darbedilerek, yargılanarak idam edildiğini ve çarmıha gerildiğini bizzat gördüler. Fakat bir iki gün sonra yeniden İsa ile karşılaştılar. Şimdi bu mesele sonraki kuşaklara nasıl aktarılacak? Görenler ne gördü ve neyi gördüğüne tanıklık edecek? Kimisi İsa'nın çarmıha gerildikten sonra yeniden dirildiğini kimileri son anda çarmıhtan kurtulduğunu söyleyecektir.

***

İsa'nın çarmıh seramonisi bana Matrix'teki Neo ile Ajan Smith'in ikinci kez karşılaşmasındaki konuşmayı anımsattı. Smith Neo'ya, şöyle diyor:

- "Seni öldürdüm Bay Anderson.
- Ölmeni izledim.
- Hatta keyif aldım diyebilirim.
- Ama sonra bir şey oldu.
- İmkansız olduğunu biliyordum,
- ama yine de oldu.
- Beni yok ettin Bay Anderson.
- Kuralları biliyordum.
- Ne yapmam gerektiğini biliyordum,
- ama yapmadım.
- Yapamadım."

İsa'nın durumu budur, onu yok ettiler, çarmıhta ölmesini izlediler, hatta bundan keyif bile aldılar ama sonra bir şey oldu. Ne olduğunu bilmedikleri imkansız bir şey, İsa tekrar geri geldi ve onları yoketti. Kuralları biliyorlarda ama kurallar O'na karşı işlemedi.

***

Kuran'ı Kerim İsa'nın onlar tarafından öldürülmediğini ve çarmıha da girmediğini söylüyor. Bir başkasını onunla karıştırdılar. İsanın yerine bir başkasını yargılayıp çarmıha gerdiler diyor ki, akla ve mantığa en uygun olan da budur.

Şimdi şöyle düşünün, Yahuda İsa'nın mağaraya yalnız girdiğini görüyor. Gidip Roma askerlerine haber veriyor. Gelip birlikte mağaraya giriyorlar, fakat mağarada İsayı bulamıyorlar ve o karanlık ve kargaşada onları mağaraya götüren Yahuda'yı bir an İsa sanıp tutukluyorlar. Zaten Yahuda da biçim ve giysi olarak İsa'ya benziyor. Askerler kendisinin İsa olmadığını söylemesine rağmen onu darbedip tutukluyorlar. Kendisine işkence yapıldığı için bir anda yüzü tanınmaz hale geliyor. Sonra onu yargılıyorlar. Yahuda ben İsa değilim demenin faydasızlığını ve kaçınılmaz yazgısını anladığından artık susuyor. Sonunda çarmıhta iken "Elohim Elohim, lama sabaktani?" (Ey Allahım beni neden terkettin?) diyerek umutsuzca inliyor ve vefat ediyor.

Paylaş:

17 Şubat 2017 Cuma

Kuran Yeterli mi?

Bu soru tam olarak bir fitnedir.

- "Kuran tek başına yeter" denilemez,
- "Kuran tek başına yetmez" de denilemez.

Eğer bu Kuran tek başına yeter diyorsanız o zaman İslam Tarihi'nin ürettiği tüm eserleri, tüm külliyatı ortaya döküp yakmanız gerekir. O zaman Kuran'dan başka bir kitap okumak abestir. Fahrenheit 451'e hoşgeldiniz. Öyle ya, eğer Kuran tek başına yetiyorsa o zaman diğer kaynaklara ne gerek var?

Eğer Kuran tek başına yetmez" derseniz de o zaman Kuran'ın dışında bir alan açmış olacak; Kuran dışı, onunla uyumlu olmayan şeyleri Kuran ile reddedemez bir hale gelmiş olacaksınız.

***

Her iki anlayışı da reddetmek durumundayız.

Kuşkusuz Kuran, müslüman hayatının merkezidir. Önce o vardır. Muhkem olan Kuran'dır. Kuran-ı Kerim, başka hiçbir kaynak ile mukayese edilemez. Ancak Kuran'da açıklamasını hükmünü bulamadığımız şeyler için diğer kaynaklara yönelmek gerekir. Doğru olan budur.

***

Günümüzde "Sadece Kuran yeter" diyenlerin derdi, dini ıslah çabasından haraketle öze döndürmek değildir. Çünkü ıslah çabası şeriatı ıslah etmek içindir. Şeriatı diskalifiye etmek için değildir. Eğer "Kuran-ı merkeze almak" şeriatın hükümlerini tashih etmek olsaydı bu doğru olurdu. Ancak günümüzde "Kuranı merkeze alanlar" içinde şeriatın tashihi ile ilgilenen bir kesimi hiç göremedim malesef.

Sadece Kuran diyenler, Kuran'ın hükümlerine ne kadar inanıyorlar?
Kuran'ın açıkça vazettiği ve modern hayata uygun olmayan hükümleri ne kadar kabul ediyorlar?

  • Kuran çok eşliliği kabul eder.
  • Kuran erkeğin kadına üstünlüğünü kabul eder.
  • Kuran mirasta bir erkeğe iki kadın payı verilmesini kabul eder.
  • Kuran bir bir erkeğin şahitliğini iki kadının şahitliği ile eşit tutar.
  • Kuran bazı durumlarda kadınların dövülebileceğini onaylar.
  • Kuran kısas'ı (öldürmeye karşı öldürme) emreder.
  • Kuran kafirlerle savaşmayı, onları katletmeyi emreder.
  • Kuran cihadı, Allah yolunda savaşmayı namazdan daha çok emreder.
  • Kuran müslümanı ehli kitaptan üstün görür ve cizye verinceye kadar onlarla savaşmayı emreder.
  • Kuran haram aylarda savaşmayı büyük günahlardan sayar. (Haram ayların ne olduğunu bilen var mı?)
  • Kuran tüm devlet yasalarının kendisiyle yapılmasını emreder ve buna uymayanların kafir, zalim ve fasık olduğunu söyler.
  • ...

Liste uzayıp gider. Buraya "Sadece Kuran" diyenlerin asla onaylayamayacağı yüzlerce "Kuran hükmünü" ekleyebiliriz. Ama anlayana kâfidir.

Sadece Kurancılar'ın amacı dindarlaşmanın kalitesini arttırmak değil, dindarlaşmayı yok etmektir. Önce Kuran dışındaki bütün kaynakları diskalifiye edecekler, sonra da geri kalan alanlara kendi görüşlerini yorumlarını "Kuran" diye yutturacaklar. Mesele budur.

Bu yüzden "Sadece Kuran" değil, "Önce Kuran" demek gerekir.

***

Diğer taraftan "Kuran yetmez" demek de gelenekçilerin, asırlardır süregelen hurafelerine sıkı sıkı yapışmak için kullandıkları bir yöntemdir.

Bir keresinde Ebubekir Sifil şöyle bir ifade kullanmıştı. "Eğer size 500 ayet de getirseler inanmayın! Buhari çökerse din de çöker."

Yani Buhari Kuran'ın alternatifi, muadili midir? Buhari çökerse Müslim var, Müslim çökerse de Tirmizi var. Bu nasıl bir mantıktır? O zaman Buhari'den önce din yok muydu?

Bu tam olarak Adiyy bin Hatem hadisini hatırlatıyor. Malum olduğu gibi Adiyy bin Hatem Hristiyan idi. Hz. Peygamber (sa)'i görmeye geldi. Boynunda bir haç vardı. Hz. Muhammed onu görünce;

- "Onlar rahiplerini ve hahamlarını ve Meryemin oğlu İsa'yı Allah'tan başka rabler edindiler." ayetini okudu.

Adiyy dedi ki, "Ne alaka biz onlara tapmayız ki"

Peygamber efendimiz cevaben buyurdular ki; "Onlar bir hüküm verdiklerinde onların hükümlerini Allah'ın hükümlerine tercih ediyorlardı."

Sen de şimdi Allah'ın 500 ayetini görmezden gelip Buhariye yapışırsan Hristiyan ve Yahudilerin yaptığı gibi Allah'tan başkasına nasıl tapmış olduğunu görmüş olursun.

***

Bu yüzten şunu diyoruz: "Kuran nesli" olduklarını iddia eden "Kuran Tüccarları"na dikkat ediniz!

Eğer sizde en az İsa'nın havarileri'nde olduğu gibi bir "Şeriat Asabiyet"iniz yoksa sizden olsa olsa "Kuran pazarlamacıları" olur.

Bu Kuran bir Şeriat vâz eder ve o şeriata tutku ile bağlı olmayanlardan "Kuran nesli", "Kuran talebesi" filan değil, ancak "Kuran Tüccarı" olur.

Paylaş:

16 Şubat 2017 Perşembe

Korku Kapanı nedir?

Korku kapanı nedir?


Şöyle söyleyeyim önce:

Bir varlık çağırdığınız zaman bu çok dostça bir işlem sayılmaz. Siz bir varlığı niye çağırıyorsunuz, onu kendinize hizmetçi yapmak için. İşte varlık da onun için gelir. Sizi kendisine hizmetçi yapmak için. :D

Yani bu şu demektir. Siz onu hizmetçi yapacak güce sahip değilseniz ve o sizden daha güçlü ise o zaman gerçek anlamda bir musallat yaşarsınız.

Bir varlık ile karşılaştığınız zaman iki şeyden biri olur. Ya siz onu teslim alırsınız yada o sizi teslim alır. Tabi korumalarınız varsa size dokunamazsa bile sizi tehdit edebilir, peşinize düşebilir.

Burada varlık ile davet ve karşılaşmada ikili bir mekanizma ve paradoks var.

1) Eğer çok korkmazsanız varlık gelmez. Çünkü siz ondan korkmazsanız o sizden korkacak ve kendini tehlikeye atmayacak. Gelse bile size görünmeyecek. Asla görünmeyecek.

2) Eğer çok korkarsanız gelir. Çünkü o sizin korkunuzdan beslenir, sizin korkunuz onun için en büyük davettir. O korkunuzun kokusunu alır. Fakat çok korkarsanız ve kendinizi kontrol edemezseniz bu sefer size ciddi olarak zarar verebilir.

Peki Korku Kapanı nedir?

Bildiğiniz kapan. Aynen fareye kapan hazırlamak gibidir. Onun içine peynir koymak gibi. Ancak burada fare cin, peynir ise sizsiniz. :D :D :D

Yani siz yemsiniz. Elbette bu çok tehlikeli ve asla tavsiye edilmez. Bu yüzden tüm bu işlemlerin sizin bir hocanız üstadınız tarafından yapılması gerekir. Hoca sizi yem yapacak ve gelen fareyi kapanda sizin hesabınıza yakalayacak.

Kim Korkar Hain Cin'den?

Peki hepimiz yetişkin cesur insanlarız, ve korkmuyoruz. Nasıl olacak? Korkunun bilinçli olarak yükseltilmesi gerekiyor. Eski şamanistler korkularını kontrol edebilen teknikler geliştiriyorlardı.

Benim size tavsiyem şu: Bedeninizin bir süre zayıflaması ve sosyal bağlarınızın gevşemesi gerekiyor. Bir süre riyazat yapın, inziva ve halvete girin. Sıkı sert bir oruç tutun. Yağlı tuzlu, hayvansal şeyler yemeyin. Sonra mütevahhiş korkunç bir yerde geceleyin. Ve orada tütsülerinizi yakın, dualarınızı yapın ve çağırın.

Bak nasıl geliyor!!!

Paylaş:

2 Şubat 2017 Perşembe

İntihar Etmeden Önce Okunması Gereken Yazı


Bir dostum birgün intihar etmeyi düşündüğünü söyledi. Ona “et” yada “etme” demedim. Ancak bilmesi gereken başka bir gerçekliği anlattım.
İnsanın bu dünyada çekeceği çile/azap/acı miktarı yazgısında belirlenmiştir. Bu bir borç yüküdür ve bu hayatta öyle veya böyle bu borcu ödemeden ölmek imkansızdır. Bazıları bu dünyada çekmeleri gerekenden daha fazla acı çekerler. Bunun sebebi borcumuzu düzgün bir şekilde ödemeyip (benzetmede hata olmasın) faiz ve temerrüde düşen kişinin durumundaki gibi katlanmış olarak ödenmesidir. Bu yüzden bazıları çekmesi gerekenden daha fazla acı çekerler.
Paylaş:

Grafikerler Yazılımcılar

 
Grafikerler ve Yazılımcılar
Kapalı grup · 14 üye
Gruba Katıl
Grafikerlerin ve yazılımcıların paylaşım yapacakları seviyeli bir gruptur.
 

E-posta Aboneliği

İletişim

Ad

E-posta *

Mesaj *