12 Şubat 2019 Salı

Kitaptaki KDV Karmaşası

1 Şubat 2019 tarihi itibarıyla kitapta KDV'nin kaldırıldığı bildirildi. Tabi ki bu çok sevindirici güzel bir haberdi. Kitapta KDV'nin olmaması okumaya eğitime verilen desteği gösteriyor. Ancak durum böyle mi, böyle mi oldu? Tabi ki hayır.

Destek verdiğim bir kitap dağıtımcı firması Ocak ayının sonunda beni arayarak kullandıkları muhasebe sistemin veritabanındaki KDV tanımı %8 ve %1 olan tüm stok kartlarının KDV'lerinin sıfırlanmasını %18 olanların ise bırakılmasını istemişti. Ben de espiri olsun diye,

- "Abi ben bunun yedeğini alayım devletin işi belli olmaz, bakarsın geri alırlar." dedim.

Tabi bu işin espiri tarafı, ben zaten yedeklerimi alıyorum. Lakin anlamı doğru çıktı. Ertesi gün beni aradı ve KDV'lerin geri yüklenmesini istedi. Geri yükledim hemen tabi ki ama ne olduğunu anlamadık.

Şimdi deniliyor ki, sadece yayıncı KDV kesmeyecek. Ama bu ürünün imalından okuyucuya (tüketiciye) kadarki tüm süreçlerdeki herkes KDV kesiyor. Kağıtta %8, ithal kağıtta %18, matbaada %18 KDV uygulanıyor. Yayıncı bütün bu KDV'leri ödeyecek. Ama kendisi KDV kesemediği için biriken KDV alacağını kullanamamış oluyor.

KDV alacağı ancak KDV alacağına mahsup edilebilir. Sözgelimi KDV alacağını diğer bir vergi kalemine sayamazsın. İkinci önemli husus da şu: Maliye KDV alacağı/iadesi için ödeme yapmıyor. Bu durumda yayınevinin ödediği KDV'leri alma ihtimali yok. Diyelim ki hükümet tüzükte bir değişiklik yaptı ve maliye yayınevlerine KDV alacağı için geri ödeme yaptı. Peki burda yayıncının nasıl bir karı olacak? Kağıtçıya, matbaacıya peşin olarak ödediği KDV'yi diyelim ki hiç pürüzsüz sorunsuz geri alsa bunda nasıl bir çıkarı olacak? Hiç!!!

Diğer taraftan kitapçı/dağıtımcı sıfır KDV ile aldığı ürünün üzerine %8 KDV ekleyip satacak. Onun da KDV girişi olmadığı için vergi dairesine her ay sonunda ödenmesi gereken KDV borcu çıkacak.

Kitapçı son satıcı olduğundan sattığı kitapların KDV'sini hemen alıyor ve sıkıntı yok diyelim. Peki dağıtımcılar? Bu sistem kesin olarak dağıtımcılara büyük zarar veriyor. Çünkü dağıtımcı yayıncıdan aldığı sıfır KDV'yi kitapçıya %8 ile satıyor. Ay sonunda tüm satışların KDV'sini ödüyor. Ama dağıtımcıya ödeme en erken 4 ay sonra yapılıyor. Aradaki kitap dağıtımcılarının komisyonu %5-%6 arasındadır. Dağıtımcılar %5 kar ile sattığı kitap için peşinen her ay %8 KDV ödeyecek. Elbette bunun ödemesini kitapçılardan en erken 4 ay sonra alabilir.

Yani devlet demek istiyor ki, kitapçı, dağıtımcı gibi aracılar ortadan kalksın. O zaman dağıtımcılığı da kitapçılığı da devlet yapsın bence.

Son domates biber patlıcan satışı yapılan "Tanzim çadırları" da hükümetin niyetini ortaya çıkarıyor zaten. "Aradaki aracıyı ortadan kaldırarak fiyatları düşürmek" diyor. Tarlada yetişen domates biber hâl'e dolayısı ile manav ve market reyonuna kendiliğinden gelmiyor. Nakliyeciler aracılar bunu sağlıyor. Nitelikli bir katma değer var. Elektrik sarfiyatının yarısından fazlasını "Dağıtım bedeli" olarak alan devlet kitap dağıtımındaki %5-6'lık bir bedel ile çalışan dağıtım ve tedarik sistemlerini gereksiz görüyor.

Kitap dağıtımı çok önemli bir yan sektördür. Önce bunu anlamak gerekir. Türkiye'de 5 bini aşkın aktif yayınevi ve 400 bini aşkın aktif kitap çeşidi vardır. Arada dağıtımcılar/tedarikçiler olmazsa kitapçıların yayıncılara ve dolayısıyla kitap çeşidine ulaşması mümkün değildir. Hangi kitapçı 5 bin yayıncıya ulaşabilir, onlara doğrudan cari kartı açabilir? Bir kitapçı bazı yayınevlerinden ayda 3 tane 5 tane satamaz. Bu durumda o yayınevleri ile hiç çalışmaz. Böylece o kitapların satışları yapılamaz okuyucu onlara ulaşamaz. Dolayısı ile dağıtımcılar yoksa hem kitap satışlarını hem de kitap yayıncılığını öldürürsünüz. Geriye sadece büyük yayıncılar kalır. Bütün orta ve küçük yayıncılar kitaplarını satamaz, kitapçıya ve okuyucuya ulaşamaz. Zaten korsanla, bedava paylaşılan elektronik kitapla ve pahalılıkla can çekişen sektörün bu son KDV saçmalığı ile ruhuna şimdiden Fatiha okuyabiliriz.

Bozulan sistemin yarattığı karmaşa bu kadarla sınırlı değil. Kitapta etiket fiyatı denilen bir üst/azami fiyat vardır. Söz gelimi 10 TL olan bir kitabın yayınevinden dağıtımcıya çıkış fiyatı %40 iskonto ile (KDV dahil) 6 TL. Dağıtımcı üzerine %5 koyar ve etiket fiyatından %35 indirimle kitapçıya satar. Kitapçı da genellikle %10 kâr koyar ve etiket fiyatından genellikle %25 indirimle son kullanıcıya yani okuyucuya satar. Yani okuyucu etiket fiyatının altında bir indirim ile alıyordu kitabı zaten. Böyle bir sistem vardı. Etiket fiyatını da yayınevi belirliyordu.

Şimdi durum iyice karıştı. Yayınevi fiyatı hangi kritere göre belirleyecek. KDV dahil mi hariç mi? Söz gelimi 10 TL etiket fiyatı koyduktan sonra KDV bundan çıkarılacak mı yoksa eklenecek mi? Yayıncıların kafası karışık. Dağıtımcıların daha da karışık. Kimse tam olarak nasıl olduğunu bilmiyor.

Bunu kim yapıyor, hangi akla dayanarak yapıyor, kime danışıyor bilmem mümkün değil.


Paylaş:

13 Ocak 2019 Pazar

Habakkuk kitabındaki Hz. Muhammed müjdesi


İşte Peygamber Habakkuk'tan Efendimizin (sa) gelişinin müjdesi:

Tanrı Teman'dan,
Kutsal Ruh (Hz. Muhammed) Paran Dağı'ndan geldi. (Salat)
Görkemi kapladı gökleri,
O'na sunulan övgüler (hamdı) dünyayı doldurdu.


Güneş gibi parıldıyor,
Elleri ışık saçıyor.
Gücünün gizi ellerinde.
Yayılıyor salgın hastalıklar önüsıra,
Ardısıra da ölümcül hastalıklar.
Duruşuyla dünyayı sarstı,
Titretti ulusları bakışıyla,
Yaşlı dağlar darmadağın oldu,
Dünya kurulalı beri var olan tepeler O'na baş eğdi.
Tanrı'nın yolları değişmezdir.
Kuşan çadırlarını çaresizlik içinde gördüm,
Midyan konutları korkudan titriyordu.
(Kitabı Mukaddes / Habakkuk Kitabı)

Not: Tevrat'ta İsmail (as) peygamberin yerleştiği yer Paran olarak geçer. 
Paylaş:

Sakar ne demektir?


Sakar'ın cehennemin adlarından biri olduğunu biliyorsunuz değil mi?

Türkçe'deki sakar ise eli ve ayağı ile sık sık kazalar yapan kimse anlamına gelir. Peki bu sakar'ın cehennem ismi olan sakar ile bir alakası var mıdır? Mümkündür. Me'va (düzgünce gidilen) cennetine karşı, sakar (düşüp kalkan, yuvarlanan, bir türlü yolunu bulamayan) cehennemi...

Dede Korkut kitabında SAKAR alnında uğursuzluk nişanı bulunan kişi, uğursuzluk ile damgalanmış kişi anlamına gelir. Cehennem sakarından uzak bir mana değil.

Sakar ile ilgili başka açıklamalar da mevcut. Arapça'daki ve Kuranda geçen şekli (سقر). Ancak (صقر) şeklinde de söyleniyor. Sad ile olanı Şahin/Atmaca kuşu anlamına gelir. Sin ile olanı ise yakıp kavuran, eriten ateş anlamınada kullanılıyor.

Sakara cehemmen manasını Kuran kazandırmış olabilir. Çünkü ayette. (سأصليه سقر وما أدراك ما سقر لا تبقي ولا تذر لواحة للبشر) denilmiştir. Yani "Ben onu Sakar'a ulaştıracağım. Onun ne olduğunu biliyor musun? Onu ne bırakır ne de vazgeçer. (Yakıp yıkar anlamında). O insan derisini kavurup eritir." Ayette de görüldüğü gibi sakar önceden Peygamber ve kuşağının bildiği bir kelime değildi yani.

Sakar Arapça'da hileci, düzenbaz, anlamında da kullanılmıştır. Bu yüzden eski Türkçe'deki uğursuz manasından uzak değil.

Sakar ile ilgili bir başka açıklama da şudur: Onun kafası atmayacaya benzeyen bir cehennem zebanisi olduğu söylenmiştir. Kadim Mısır inançlarında da kafası kartala benzetilen bir cehennemin tanrısı betimlenmiştir.

No: Bu yazıyı ilk kez 13 Ocak 2015 tarihinde Facebook sayfamda yayınladım.
Paylaş:

10 Ocak 2019 Perşembe

Nemrut ve Tütün


Efsaneye göre Nemrud ilahlık iddiasında bulunuyormuş.

Etrafındakiler "İyi ama sen de bizim gibi bir insansın, farkın nedir" diye sormuş.

Nemrud "ben istersem işemem" demiş. Bir kaç gün kendini tutmuş, sonunda karnı patlayacak gibi olunca dayanamamış ve gizli gizli işemeye başlamış.

İşediği yerde Tütün Otu bitmiş.

İçerken bi kez daha düşünün bence... 😏

Bana öyle bakmayın, ben efsanenin yalancısıyım. 😂

Lakin tütün anayurdu da neredeyse Adıyaman yani Nemrud'un memleketi. Herhalde bu da bir tesadüf olsa gerek...

Paylaş:

Steinitz'in büyük lafı

Steinitz bilinen ilk Dünya Satranç Şampiyonu'dur. Büyük üstattır. Steinitz ile satranç çağ atlamıştır. Konumsal satrancın babası kabul edilir. Zamanında yaşayan tüm üstatları yenmiş, rakibine 6-0 çekmiştir. Bu skoru Fisher'e kadar tekrar eden de olmamıştır.

Bir ara şöyle demiş Steinitz; "Tanrı ile oynasaydım ona ilk hamle hakkını verirdim." Büyük laf!

Ingmar Bergman'ın Yedinci Mühür filmi herhalde bundan esinlenme olmalı... Yedinci Mühür filminde bir şövalye canını almaya gelen Ölüm meleğini satranç duellosuna davet eder. "Beni yenersen o zaman öldürebilirsin" der.

Neyse, gel gelelim bir iki yıl sonra da Steinitz amca, Emmanuel Lasker isimli bir Yahudi göçmenine yenildi ve dünya şampiyonluğu ünvanını kaptırdı. İki yıl sonraki rövanş maçında Lasker onu daha fena ezdi. Sonra delirdi ve öldü gitti. Mütevaziliğin ödülü olarak Lasker 27 yıl boyunca en uzun Satranç Dünya Şampiyonu oldu.

Büyük lokma ye ama büyük laf etme!
Paylaş:

Grafikerler Yazılımcılar

 
Grafikerler ve Yazılımcılar
Kapalı grup · 14 üye
Gruba Katıl
Grafikerlerin ve yazılımcıların paylaşım yapacakları seviyeli bir gruptur.
 

E-posta Aboneliği

İletişim

Ad

E-posta *

Mesaj *